Şu Çılgın Türkler

 

Bir kitabın tanıtımını yaparken bazen, kitabın kendinizce yazılma nedenini en başından söyleme zorunluluğu hissedersiniz. Etrafınızda, gözünüzün önünde dolanıp duran kendi sözcüklerinizi seçmek yerine, yazarın ona benzer sözcükleri, zaten son söz olarak kullandığını bilirsiniz ve böylelikle, kitabın son sözünü bu yazının ilk sözü olarak söylemeye karar verirsiniz. Kitabın son sözünde yazar Özakman, aşağıda kısaltarak alıntı yaptığım paragrafla biz okuyucularına sesleniyor ve kitabın yazılma nedenini de açıklamış oluyor:

“…. bugün Türk gençliği biri ötekine benzemeyen iki tarihe inanıyor: Biri bu romanın esas alındığı, sağlıklı ve dürüst belgelere dayalı, hepimize gurur veren gerçek tarih… Öteki Cumhuriyet’i yıkmak için çabalayanların uydurdukları, yalanlarla dolu, sahte tarih.
Bir süre önce söyleyip yazdıkları gülünç, kimi insanı utandıran yalanları toplayıp gerçekleri belgelerle açıklayan bir kitap yazmıştım: Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele ….
Sevgili Gençler!
İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.
Sevgilerle”.
 (1)

Tarih, olayları ve yaşananları kayıt eder; tarihin yazılış sürecini analiz etmekse, önce tarihçilere ve elbette biz okuyuculara düşer. Her değerlendirmede yapılması gerektiği gibi, tarihsel süreçleri incelerken, tüm süreçleri etkileyen ve onlara yön veren diğer olayların rotalarını da görebilmeliyiz. Onları neden ve sonuç ilişkisine bakarak değerlendirmeliyiz.

fft64_mf1672227Bir oluş, diğer bir bitişin ardından gelir ya da o bitiş, öncesinde başka bir süreçle iç içe başlar ve aynı zamanda o oluşun nedeni de, uzak ara başka bir olay olabilir; o olayın nedeni de tek bir olaya dayanmayabilir; bir çok parametre ve değişken vardır ve en başta, kişilere ait düşünceler ve onların seçtikleri eylemler de tüm olayları etkiler. Hele ki o tarih, yıkılışa giden bir sondan, dirilişe giden bir başlangıcı işaret ediyorsa ki ve ayrıca haklı bir mücadelenin anlatanıysa: Bu bağlamda, “Şu Çılgın Türkler” kitabı, 28 haziran 1914 tarihinden, 27 Ekim 1922 tarihine kadar yaşanmış bir zaman dilimini, kurtuluş mücadelemizin önemli anlarını tarihsel belgelere dayanarak tüm değişkenleriyle biz okuyuculara anlatıyor. Yazar, herkesin önemli bulacağı tarihsel olayların yanında, bazı kişilikleri de öyküsel bir kurgu ile o olayların içerisine yerleştiriyor. Olayların oluş şeklini, seçtiği karakterlerin duygu ve düşüncelerini, kurduğu bazı diyaloglarla ve onların anılarıyla pekiştiriyor.

Kitabın isminde kullanılan “çılgın” sıfatının neden seçildiğini düşündüğümüzde, bunun nedeninin bir çok destansı anekdotlara dayandığını anlıyoruz. Örneğin kitabının bir bölümünde vatanseverlerin, işgal kuvvetlerine yakalanmamak için silah sevkıyatının yapıldığı takayı batırmalarını ve tehlike geçtikten sonra tekrar o takayı yüzdürdüklerini okuduğumuzda, bir ulusun, kendince haklı gördüğü kurtuluş mücadelesi için neleri göze aldığını, vatanına sahip çıktığını, amacına ulaşmak için de ne tür zorlukları üstlendiğini ve nasıl da çılgınca yöntemler geliştirdiğini görüyoruz . Ardından gururumuz kabarıyor.

Yazılış şekli dolayısıyla bu roman, tarihi bir belge olarak kabul edilebilir. Bunu böyle kabul etmemin en önemli nedeni, 700 sayfalık bir anlatımın içerisinde yazarın ayrıca, her olaya bir referans numarası da vermiş olmasıdır ve biz okuyucular da o referans numaralarını kullanarak, anlatılan olayların hangi belgelere dayandırıldığını, kitabın sonundaki listeden takip edebiliyoruz.

Ön sözünde her ne kadar bu kitabın bir tarih kitabı olmadığı vurgulansa da, kitap kurgusunun yazınsal bir amacı hedeflemediğini, onun yerine tarihsel bir belge olmasının amaçlandığını düşünüyorum. Kitap , bence bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

turkler-fullO zamanın o coğrafyasında, o koşullarda, dünyanın güç dengesine baktığımızda, böylesine bir mücadelenin tarafı olan o ulusun, içsel vatanseverlik tepkisiyle neden harekete geçtiğini, o mücadelenin karşı tarafında yer alan diğer güçleri ve o güçleri çıldırtan bazı çılgınlıkları fark edebilir, belki de esasen karşı güçlerin çıldırdıklarını görebilir ve onun için de biz Türklere çılgın dediklerini düşünebilirsiniz.

O mücadelenin sonunda vatanseverlerin, sorunları olsa da demokratik bir cumhuriyet kurmayı başardıklarını ve artık bizler de o ulusun birer vatandaşları olarak, o dönemin enerjisini ve çılgınlıklarını bir bütün olarak içimizde hissetmemiz gerektiğini düşünürsünüz.

Belki de bu kitabın diğer kitaplara göre fazla sayıda satmasının ve okunmasının ardında yatan çılgınlığı da böylesi bir isteğin dışa vurumu olarak değerlendirirsiniz.


(1) : Son söz, alıntı yaptığım kısmın tamamı sayfa 687’de bulunmaktadır.
Görsel: Kitabın kapağı
Kitabı 13. basımda, Haziran 2005 yılında okumuşum. Şimdi kaçıncı basıma ulaştığını araştırmadım. “Türkler” olarak tanımladığım bu ortaklığın, ortak kültürlerimizle birlikte, tüm halkları içine aldığını ve bunu öylece kabul ettiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Tüm yurttaşların, içlerinde bir yerlerde duyumsayabileceğini düşündüğüm sade ve gönüllü vatanseverlik duygusunu, istiklal mücadelesini kazandıran o duygu ile aynı olduğunun anımsanmasını ve hep birlikte bizleri, bir bütün olarak geleceğe götürmesini arzuluyorum. Katılımcı, laik, evrensel normlarda demokratik ve kalkınmış bir Türkiye için…

KAYNAK: http://blog.milliyet.com.tr/hakansahin

One thought on “Şu Çılgın Türkler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.