SEYAHATNAME / KELKİT

7 KELKİT

KELKİT’TE SÜZGEÇSİZ ÇAY İÇİLİR

10 Ekim 2013 Tarihinde yeniden Türkiye turuna çıkmıştım, önceki seyahatlerimde aralarda atladığım bazı ilçeleri, kasabaları ve köyleri ziyaret etmek ve uzun süredir uğramadığım bazı şehirleri yeniden ziyaret etmek için İstanbul’da yola çıkmıştım. İlk durağım, Karabük ve devamında Safranbolu, Daday, İnebolu, Ayancık ve Sinop ili güzergâhında iki gün geçirdim. Böylece seyahatimin birinci etabını geçmiştim. Sinop ilinden sonra seyahat planımda daha önce ziyaret edemediğim Ordu ilinin bazı ilçeleri vardı, Sinop şehrine kadar geçirdiğim çok güzel seyahatime devam ettim ve Ordu ilinin Gölköy ve Aybastı ilçelerinde bir gün daha geçirdikten sonra yolum Sivas şehrinden geçerek Erzincan’a varacaktı. Geçtiğim yerlerde planladığım gibi mahalli gazeteler temin etmiştim. Safranbolu’da bir kahvehanede tanıştığım yaklaşık kırk beş yaşlarında olan Mehmet kardeşimle çok uzun bir sohbet etmiştim.

2

SAFRAMBOLU

MEHMET ÖYLESİNE HEYECANLI ANLATIYORDU Kİ  

Mehmet, bana daha çok siyaset konularında ve genel yaşam üzerine kendi düşüncelerini heyecanla anlatı,  ben pek bir görüş belirtmedim ve pür dikkat kendisini dinledim, benim dikkatlice saygı içinde dinlediğimi gören Mehmet öyle bir anlatıyordu ki artık anlatımının zirvesine ulaşmıştı, Kendisini sonuna kadar dinlemeye çalıştım,  düşünceleri çok temiz ve çelişkisi çok az seviyede idi, Artık ayrılma zamanı gelmişti, Bana telefon numarasını verdi aramamı söyledi bende kendisine kartımı verdikten sonra helalleşerek ayrıldım. Yoluma devam ederek Akşamüzeri geldiğim Daday da öyle bir etli ekmek yapıyorlar ki yolu düşen herkesin yemeden geçmemesi gereken lezzette olduğunu söylemem gerekir. Yolunuz düşerse Daday’ın içinde, MEMİŞ ETLİ EKMEK isminde çok temiz ve çevre seyri çok güzel bir restoran var. Telefonu: (0366) 616.15.58 Daday yolu çok sık bir orman örtüsü ile kaplı, Eflani ilçesini geçtikten sonra yolda el kaldıran yaşlı bir amcayı gideceği yere kadar götürmek üzere aldım. İsminin Mustafa olduğunu söyleyen amca kendisini evinin önüne götürmemi istedi, bende ileride ormanın arasında bulunan bir küçük köyün içine girip evine bıraktım. Mustafa amca beni bırakmadı illaki oturup bir çay içmemi ısrarla istedi, bende çaresiz kabul ettim. Mustafa amca Ankara’da kamu da hizmetli olarak çalıştığını söyleyip, çalışma hayatını ve karşılaştığı ilginç hatıralarına bana uzun, uzun anlattı. Benim için çok hoş geçen bir anı oldu.

6 SİNOP   4  AYBASTI

HEY BE, YEMEK DEDİĞİN BÖYLE YENİR İŞTE,AFİYET OLSUN

Yolum İnebolu’dan geçip Ayancık ziyaretinden sonra Sinop şehrine gelmiştim.  Sinop’ta bir gün kaldıktan sonra Ordu iline doğru yola çıkmıştım. Yolumun üzerindeki yerleri çok yakın bir zamanda ziyaret ettiğim için durmadan yol alarak Fatsa ilçesine geldim ve ana yoldan ayrılarak Gölköy ve Aybastı yönüne ilerlemeye başladığımda yollar artık sürekli dönemeçli ve sürekli inişli çıkışlı bir hal almıştı. Doğa çok mükemmel ve çok çeşitli orman örtüsü ile kaplı durumda.  O bölgeleri anlatmak biraz zor tam anlamak için görmek gerekir. Gölköy ilçesinden ve Aybastı ilçesinde bir gün geçirdikten sonra artık akşam olmuştu ve yolum Tokat ilinin Reşadiye İlçesine devam etmekte idi, Aybastı ilçesinin ana caddesinde bir lokantaya girdim yemeklere baktım çok güzel et haşlama yapmışlardı öyle lezzetli idi ki, iki porsiyon sipariş ettim hesabı ödemek için kasaya vardığımda iki porsiyon haşlama diye saymaya başlayınca adam bana “HEY BE yemek dediğin böyle yenir işte afiyet olsun dedi” Aybastı ilçesinde Reşadiye’ye giden yol devamlı olarak yükselerek beni 1442 Rakımlı Bel başı geçidine getirdi. Geçide geldiğinde çok, çok yoğun sisle karşılaştım, öyle ki en fazla 5 metre görüş mesafesi vardı. Göz gözü görmez olmuştu, Yaklaşık beş kilometre böyle devam ettikten sonra artık sis bitti ve tamamen inişe geçtim, Sürekli bir iniş yolunun sonunda daha önce çok defa ziyaret ettiğim Reşadiye ilçesini bir daha ziyaret ettim. Reşadiye’nin merkezinde bulunan,  Sefa Restoran da yapılan çok güzel tencere yemeklerinden yemeden geçmek olmazdı. Reşadiye’yi geçtikten sonra Sivas’ın Suşehri ilçesinde bulunan arkadaşım İzzet Ekici ile buluştum ve gece geç saatlerde Erzincan merkezinde konakladık.

3  KELKİT-İZZET EKİCİ

ÇAYLAR BARDAKTA TUR DÖNÜYORDU

Sabah olduğunda rotamızı Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesine çevirmiştik. Yolumuz devamlı olarak Kelkit çayı vadisinde ilerleyerek öğlen saatlerinde Kelkit’e gelmiştik. İlk yaptığımız bir yerde çay içmek olmuştu, Hemen ilçenin ana caddesinin başında bulunan bir kahveye girdik çay söyledik, çay geldi içtik ikinci çayı söyleyince çaycı bize çayınız süzgeçli mi? olsun diye sordu, İzzet süzgeçli olsun dedi, bende süzgeç siz olsun dedim, çaylar geldi benim çayımın dibinde yaklaşık bir santim çay yaprağı vardı şeker attım karıştırdım çaylar bardakta tur dönüyordu. Çaycıya durumu sordum burada genellikle böyle çay içilir süzgeçli çayı pek kimse içmez dedi. Şekerler kaya şekeri idi, Süzgeç siz çay bana, PANO dayıyı hatırlatmıştı, Pano dayı iç Anadolu da yaşamış tutkun bir keklik avcısı idi, yaşamının büyük kısmı keklik avında geçmişti, sürekli dağlarda gezdiği için yanında sadece bir Alüminyum çaydanlık bulundururdu, dağda ateş yakıp çay yapardı, demlik olmadığı için çayı ana çaydanlıkta ısıttığı suyun içine katarak demlerdi. Demlediği çayı süzgeçten geçirmeden bardağa dökerek içerdi ve bardağına çay yaprakları dolardı, “Pano dayı ismini Batı Hun imparatorluğunun kurucusu olan, Panu’dan almıştı.” Başka bir seyahatnameden buluşmak üzere,  Sağlıkla ve sevgi ile kalın.

Rıza Çubuk.

5  GÖLKÖY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.