İMDAT AKKOYUN

HUZUR UZAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR BAYIM.

“uzaklara daha uzaklara götür beni

Öyle ki gidecek yerim kalmasın kendimden başka”

Gitmediğin yer senin değildi. Gidemediğin yer de. Ve sen gittiğin yer kadardın aslında. Gitmediğin her yer yabancıydı sana. Dünya sana göre değildi. Sana göre olan neydi? Öyleyse gitmelisin. Nedensiz, sebepsiz, plansız, programsız, düşsüz, düşüncesiz, bilmeden ve anlamsız. Değil. hayır yanılıyorsun tam tersi nereye ve neden gittiğini bilerek gitmek. Tükettiğin onca zamanın bir anlamı olmalı değil mi?. Neden yollara düştüğünün bir ehemmiyeti olmalı.  Yeni tarifler bulmalı yaşadığımız hayatlara gittiğimiz yer. Yeni ve taze yönler belirlemeli bize.

Gitmek bir dönüş biletini de cebinde taşımaktır haddizatında.  Tanımak ve tanışmak olmak için. Yılanı, çıyanı, akrebi, börtü-böceği. Özlemekten yorulmayacağımız, bizi bizden daha çok sevecek dostları faş eden. Uykuları bölecek, rüyaları süsleyecek, mesafeleri unutturacak, size sizi sevdirecek, yolu sevdirecek, yordamı sevdirecek biri.

Sonra bir gün. 

Akşamın karanlığından sonra, hafif duman altı. nefti bir Kasım sonrası. Kesif bir kış günü, biraz ıralanmak, biraz arılanmak adına.  Sabah kalktığında, arabayı çalıştırdığında, eyeri vurulmuş, gemini azıya almış doru bir kırata bindiğinde, botu çekip urbanı giydiğinde hâsılı vira bismillah deyu yola koyulduğunda. Tiksindiğin ne kadar şey varsa atarak üstünden bir yorgan gibi, kurtularak ataletten, kuşanarak bir fecir muştusunu,  uyanır gibi taze bir sabaha.

 Gitmek. Uzaklara, daha uzaklara.

Gitmek ve başlamak. Her şeye yeniden başlamak. Her şeye yeniden ve yeni baştan başlamak. dünyayı yeni baştan fethedip adını, saçma sapan sanılarını, erginliğini, gerginliğini, huysuzluğunu, huzursuzluğunu, geçimsizliğini, anılarını, yıllarca içinin herkesi için için güldürüşünü, acılarını, ıstıraplarını, kederli bir güz yağmuru gibi gelip gelip yüzünü yalayan esmer günlerini, Elm sokağındaki o müzmin kalp ağrılarını, hepsini eprimiş bir defter yaprağı gibi yırtıp atmak ve yeniden başlamak yeni bir yolculuğa.

Bir çıkar yol için gitmek. Çıkmaz, daracık sokaklara bir yol buldurarak , kargacık burgacık düğümlere çözmek için gitmek. Anlaşılmaz, muğlak, kapalı nice meselelere bir anlam kazandırmak için gitmek. Yusuf menendi düştüğü derin kuyulardan çıkmak adına gitmek. Gitmek ve derin bir nefes almak.

Huzur uzak bir ülkedir bayım.

Dünyada çirkinlik az değildir. Bu çirkinliklerin bir son bulması için gitmek. Gitmek kor bir ateştir onu avuçlamak ise er kişilerin harcıdır. Her kişilerden olmamak adına gitmek. gitmek bir yaradır en koyusundan. Yaralanmaktır burcu burcu. Dağlanmış böğrüne tuz basmaktır. Gitmek. Şifa için değil daha fazla yanmak için gitmek. Çare için gitmek, derdin dermanı merhem için gitmek. Gitmek de ne demek koşmak. Koşmak ve bir şehre koşarak girenlerden olmak. Beklemek değil beklenilen olmak. Gitmeli ki çürüsün banka senetleri, borsa senetleri, hisse senetleri. Gitmeli ki sorulsun Habil’in hakkı Kabil’den.

Ve uzak melale aşina olanların bir türlü varamadıkları nazende bir sevgilidir.

Gitmek bulmaktır. Güvenin diğer adı kabarmış veresiye defteriyle mahalle bakkalını. Sigarasının dumanını gökyüzündeki bulutlarla kardeş kılan Ali Emmiler.” elif” deyince yağmuru söyleyen, “be” deyince ölenler diyarına.  Dünyayı kaval sesiyle avutan çobanlar diyarına. Şiirin bir ilham olarak düştüğü coğrafya defterinin arkasına. Sahi be bir şiir en güzel bir coğrafya defterinin arkasına yakışırdı ya, onu da gidince anlarsın en çok.

Ah! Dünya dersin ve dünya üstüne boca eder bütün çirkinliklerini.

Gitmek kurtulmaktır bazen. Öyle ki güvercinler gibi kanatlarımız olsa, uçsak ve bir dinginlik bulsak. Uzaklara daha uzaklara gitsek.  Gitsek ve çölde yuva yapsak mesela. Şiddetli fırtınalardan kaçsak sığınaklara, çünkü yeryüzünde zorluklar ve şirretler görürsün. Dünya boşunalığa gebe kalmıştır ve zulmü doğurmuştur. Senin gücünden nereye kaçarım, senin buradalığından nereye giderim? Sabah yelinin kanatlarını alsam ve denizin en ücra yerine konsam, senin ellerinin ağırlığı üzerimde olacak. Beni avare bir rüzgâra oturtmuşsun. Ne korkunçtur senin yaptıkların! Ne korkunçtur senin yaptıkların!

Gitmek. Kendi ruhunun acısından kurtulmak adına. Suskunken gün boyu yetmez geceler boyu süren inlemelerinde çürüyen ruhuna bir imdat.

Hayat bir rüzgâr, anımsa!

Hayır, bildiğin bildiği gibi değildir. Vazgeçmek sana göre değildir çöllerin kaşıkçı balığı, harabeler de baykuş, pervazlar da serçeler gibi kalakalmak biümid ve yapayalnız. Kaldır başını ve sil kirpiklerindeki ölüm uykularını.

Günler nefesler gibidir. Gitmek gerek çepeçevremde şenliğin şarkıları ve değirmenlerin sesi ve ışıkların aydınlığı mahvolmadan. Gitmek ektiğini biçen ekincilerden; elleri başakları koparmakta olan ekincilerden olmak lazımdır.

Gitmek ve uzaklardaki o şarkıları dinlemek gerek yenide çölde şarkıları, dağlardaki şarkıları. İçli türküleri. Ruhun irinlerini silip taze merhem gibi sesi ve sesleri dinlemek gerek.

Gitmek aldanmamaktır. Kırmızıyla kuşanan ve altınlarla süslenen ve gözlerine sürme çeken gündüze.  Hatırlamaktır kendine boşuna güzellik verdiğini cümle faninin.

Uzak, dağ başlarındaki o şarkımız, bizim yegâne sesimizdir.

Güzel olan ne varsa uzaklardadır. Bizi coşturan nehirler,  muhabbetin demi ulu çınarlar, sevginin soluğu guguk kuşları hepsi uzaktadırlar.

Bazen gitmek gerek. Yeni bir yükü yüklenmek için. Gitmek ve uzaklardaki o şarkıları dinlemek gerek yeniden.

Gitmek bir büyük sorumluluğu yüklenmektir.

Güzel olan ne varsa sendedir bayım. Senin yolculuğun yine sanadır. Gitmenin en güzelidir bu.

Sende başlayıp sende bitmeyen yolculuk nice yolculuktur bayım.

Huzur uzak bir ülke değildir bayım.

İMDAT AKKOYUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.