Et ucuzlamaz besicilik ölür

Usta yazar, Güngör Uras Et ithalatını değerlendirdi. Yazarın Milliyet gazetesindeki köşesinden; 

Et ucuzlamaz besicilik ölür
Et fiyatlarını aşağıya çekmek için Et ve Süt Kurumu gene kesilmiş, donmuş et ithalatına başlıyor.

 

Et ve Süt Kurumu şimdilerde üretimi artırarak fiyatları aşağıya çekmeye çalışacak yerde, üretimin zarar görmesini göze alarak et ithal ederek fiyatları aşağıya çekmeye çalışıyor.

 

Sonuç olumsuz. Her ithalatta fiyatlar düşecek bekleyişinde besiciler hayvanları kesiyor. Hayvan kesimi artınca fiyatlar biraz düşüyor. Fakat kesilen hayvanların yerine yenileri yetişmeyince fiyatlar gene tırmanışa geçiyor. Bundan önce kaç defa oldu. Ama ithalat ile hayvan üreticilerini terbiye etme sevdası bitmedi.

 

15 milyon sığır, 30 milyon koyun varlığımız var. Yılda 4 milyon baş sığır kesiliyor, 900 bin ton et elde ediliyor. Yılda 5 milyon koyun kesiliyor, 100 bin ton et elde ediliyor. Son yıllarda koyun eti üretimi olduğu yerde duruyor. Sığır eti üretimi yılda 10 bin ton kadar artıyor.

 

 

Çayır ve mera kalmadı

 

Koyun ve sığır varlığımızın artmama nedeni, ülkede hayvanların besleneceği meraların kalmaması. Doğu Anadolu’da terör var. Batı’daki meralar kararname ile toplu konutlara tahsis edildi. 1990‘larda 24 milyar hektar, 2000’in başında 16 milyar hektar olan kullanılabilir çayır, mera alanı 9-10 milyar hektara geriledi.

 

Sığırlarımız yem ile besleniyor. Hazır yemin girdisi ise dolar. Dolar artınca büyükbaşların besleme maliyeti de artıyor.

 

Hayvancılıkta öne çıkan ülkelerde beslenmede mera payı yüzde 50. Tarım kaynaklı kaba yem payı yüzde 25. Bu nedenle o ülkelerde büyükbaş fiyatı ucuz.

 

Biz ise çayır ve mera olmadan hazır yeme dayalı olarak hayvancılık yapmaya çalışıyoruz. Yıllık 60 milyon ton dolayındaki kaba yem tüketiminde çayır ve meranın payı 12 milyon ton dolayında. Kaba yemin sadece yüzde 20’si, toplam yemin sadece yüzde 10’u çayır ve meradan karşılanıyor. Çayır ve meraya çıkamayan büyükbaş hayvanlar kapalı alanlarda kaba yem ve karma yem yiyor.

 

Kaba yem üretimimiz de talebi karşılayamıyor. Karma yem veya fabrika yemi en az yüzde 50 ithal girdiyle üretiliyor. Beş yıl önce besiciler 1 kg et satarak 32 kg besi yemi alabiliyordu. Şimdilerde 1 kg et karşılığı 18-20 kg besi yemi alabiliyorlar. Yem fiyatları et fiyatlarından çok daha hızlı arttı. Dolara bağlı olarak büyükbaşların beslenme maliyetleri yükselince, et fiyatı da artıyor.

 

 

Yem fiyatları pahalı

 

Yemde KDV yüzde 8’den yüzde 1’e düşürüldü ama, yılbaşından bu yana yem fiyatları devamlı arttı. Artıyor.

 

Tarım ekonomisinde olan biteni en iyi izleyenlerden Ali Ekber Yıldırım diyor ki, “Hayvan yeminin ana girdilerinden kepek KDV dahil 475 TL’ya satılıyordu, şimdilerde indirimli KDV ile 520 TL oldu.

 

Pamuk küspesinin tonu aynı dönemde 815 liradan 881 liraya, arpanın tonu 685 liradan 725 liraya, mısırın fiyatı 650 liradan 700 liraya, ayçiçeği küspesinin tonu 635 liradan 675 liraya yükseldi.

 

Şap hastalığının da etkisi ile hayvan sevkiyatı durdu. Doğu’da hayvan varlığı azaldı. Yapılan her ithalat göçü hızlandırıyor. Üretim yapan insanlar göç edince tüketici konumuna geçiyor. İthalat devam ederse 1-2 yıla kadar Doğu’da hayvan besleyerek geçimini temin eden kimse kalmaz.”

 

Görülüyor ki, “Aç kapıları, getir ithal eti… Bak et fiyatları nasıl ucuzluyor… Enflasyon nasıl düşüyor” şeklinde kolay çözümler yok. Esas olan üretimin artması. Üretici, ikide bir ithalat kapısının açılmasının rüzgârında üretimi artıramıyor. Mera kalmadı. Doğu’da hayvan beslenemiyor. Fabrika yeminde ithalat girdisi büyük. Dolar fiyatı arttıkça yem fiyatı artıyor. Besici, ya hayvanlarının tamamını kesime yollayarak besicilikten vazgeçecek, ya da maliyeti arttıkça et fiyatını artıracak. Tek çözüm, besicilerin yem yükünü azaltacak ekonomi politikalarının uygulanması.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.