17 Ocak 2019, Perşembe
Bizi izleyin:
Giriş Yap EUR   TL0,34USD   TL0,34
9 Mart 2014 | Son Güncelleme: 09.03.2014-12:58

Elif Şafak’ın en başarısız eseri: Ustam ve Ben

2
Elif Şafak’ın en başarısız eseri: Ustam ve Ben

 

Elif Şafak'ın en başarısız eseri: Ustam ve Ben

Kitap kapağı


Romana ismini veren fil bakıcısı Cihan (“Ben”), Mimar Sinan’ın (“Usta”) önce çırağı sonra kalfasıdır. Cihan’ın, kitabın başında; “Biz altı can idik: Usta, dört çırak ve beyaz fil. Beraber yaptık her şeyi…” demesine bakınca, sanki bu 6 kişilik grubun hikayesi anlatılacak gibi anlaşılıyor. Lakin hiç de öyle olmuyor. Romanın başlangıcında henüz bir çocuk olan Cihan, romanın sonunda 105 yaşındayken hala anlatmaya devam ediyor …

Elif Şafak, gelebilecek itirazları tahmin etmiş olacak ki, kitabın sonuna bir “Yazarın notu” bölümü koymuş: “Bu romanı yazmaya koyulduğumda tarihimizin en renkli ve kıymetli, fakat ne yazık ki bizde de, dünyada da yeterince bilinmeyen dehalarından Mimar Sinan’ı, ustayı, bambaşka bir cepheden anlatmayı arzu etti gönlüm. Onu ve onunla senebesene yakında çalışan çırakları, işçileri, kürek mahkumlarını ve hayvanları yazmak istedim. Sinan gibi çok eser üretmiş, uzun yaşamış birini roman karakteri yapmaya kalkınca, en büyük zorluk zamanı nasıl kullanacağınız sorusu oluyor. Nasıl yapmalı da bunca farklı hadiseyi edebi bir kitabın sayfalarına sığdırabilmeli? Bir caminin yapımı yedi sekiz sene sürebiliyordu. Bu haliyle dümdüz kronolojik bir akışa sadık kalmam zordu. Anlatım yavaşlayacak, gereksiz uzamalar ve kopukluklar olacaktı. Bu sebepten zamanı daha esnek, hızlı ve akışkan kullandım.

Notunda da yazdığı gibi yazar, Mimar Sinan’ı bambaşka bir cepheden anlatmaya çalışmış fakat tarihin o dönemini anlatıp da, bahsetmeden vazgeçemediği olaylar, hikayede Mimar Sinan’ın rolünü iyice azaltmış. Şöyle ki; romanın tamamı 472 sayfa. Mimar Sinan 111.sayfadan itibaren sahne alıyor ve 386.sayfada ölüyor! Yani tüm kitabın sadece %60’ında Mimar Sinan’dan bahsediliyor. Tabi diğer olaylardan arta kalan zamanlarda !

Kitabın geçtiği yüz yıllık dönemde neler olmuyor ki ! Kanuni Sultan Süleyman’ın Vezir İbrahim Paşa ve iki oğlunun ölüm emrini vermesi, “öldüğünde Şeyhülislam’ın fetvalarının kendisi ile birlikte gömülmesi” vasiyeti, nikris hastalığı, Hürrem Sultan’a herkesin cadı demesi, Mihrimah Sultan’ın güzelliği ve Rüstem Paşa ile evliliğinden dolayı mutlu olamaması, Mihrimah Sultan’ın evlenmemek için Rüstem Paşa’ya cüzzam olduğu iftirasını atması ve sonrasında Paşada bit bulunması, Ayas Paşa, Lütfi Paşa, veba salgını, Şehzade (daha sonra Sultan) Selim ve içkiye düşkünlüğü, Nurbanu Hatun ve oğlu Şehzade (daha sonra Sultan) Murad, Sokollu Mehmet Paşa’nın cami yaptırması ve bir Boşnak tarafından öldürülmesi, Allah’ın her birimizde mevcut olduğunu söyleyen Mecnun Şeyh (Leyli) ve onu idam ettiren Ebussuud Efendi, bu dönemin olmazsa olmazı La Divina Commedia, Leonarda Da Vinci’nin açılır kapanır Galata Köprüsü tasarısı yapması, Müneccimbaşı Takiyeddin ve ilk rasathanenin yapılması, sonra da yıkılması!… 1632 yılında Agra’da Tac Mahal’in inşaatına kadar gidiyor olaylar ve Cihan bütün bu olaylara ya şahit oluyor ya da yakınında bulunuyor…

Yazarın, romanda asıl anlatmak istediği kişi olduğunu söylediği Mimar Sinan; Osmanlı ordusunun geçebilmesi için Prut nehrine 10 günde köprü yapması, yaptığı camiler (Süleymaniye, Selimiye, Mihrimah Sultan… ),  İstanbul’a su getiren yolları onarması vb. olaylar arasında kaybolmuş, önemsiz kalmış ! Yazarın neden bu kadar olay ve kişiye yer vermek istediği, neden Mimar Sinan’ın nerdeyse bütün eserlerinden tek tek bahsetmeye çalıştığı tam bir muamma ! Bu kadar detaya girince, olaylar da şirazesinden kaçmış doğal olarak.

Cihan, sanki romanda bir de aşk hikayesi olsun diye Mihrimah Sultan’a aşık edilmiş. Cihan’ın Mihrimah Sultana olan aşkı hikayenin ana konularından değil, sadece sık sık tekrarlanan bir olay. Hanedan mensupları da hikayenin ana konusu değiller. Cihan’ın en zor zamanlarında nasıl olup da ortaya çıktığı belli olmayan çingeler de hikayenin ana konusu değil…

Elif Şafak’ın “Ustam ve Ben” romanında ne yapmaya çalıştığı çok anlaşılmıyor. Sanki farklı bir tarz denemiş kendince. Kendisi büyük ve saygıyı hakeden bir yazar ve bu şekilde fantazi yapma lüksü de var kuşkusuz. Kitabın anlatımı, akıcı ve zengin dili, edebi tarzı … bunlara söylenecek söz yok. Asıl sorun hikayenin kendisinde ! Hikaye çok zayıf kalmış. Anlatılmak istenen ile anlatılan arasında bariz bir şekilde fark var. Hikaye zayıf kalınca da, bir türlü istediği ivmeyi kazandıramamış.

Kitaptaki abartı ve hatalar da hiç yakışmamış açıkcası: Fil farklı amaçlarla Galata ve Üsküdar’da dolaşıyor durmadan. Bir fil Galata ve Boğazı nasıl geçer? Üstelik bazen gece yapıyor bunu. Sultan Süleyman Zigetvar’da öldükten sonra, yeniçeriler öldüğünü anlamasınlar diye Sokollu Mehmet Paşa tarafından cesedi filin üzerinde gezdiriliyor !!! Sultan Selim, kafayı çekip fil ile dolaşmaya çıkıyor ! Bu kadar da olmaz, dedirten birçok detay var daha !

“Life of Pi” (Pi’nin Yaşamı) isimli filmi seyredenler bilirler. Filmde, bir kaplan ile çocuğun bir kayığın içinde ve okyanusun ortasında hayatta kalma mücadeleleri felsefi bir biçimde anlatılıyordu. Bu romanın kapağını da süsleyen fil (Çota) ile Hintli çocuk (Cihan) arasında buna benzer bir ilişki olduğu da söylenemez. Fil, çok alakasız kalmış bu romanda, hiç olmasa daha iyi bile olabilirdi sanki.

Yazarın “Aşk”  isimli eseri anlatım sadeliği, dönem ve kişileri anlatımı mükemmeldi. “İskender” isimli eserindeki kurgu, olayların ve kişilerin yollarının birbirleriyle kesişmesi tek kelimeyle muhteşemdi. Ama bu eseri olmamış. Bunu bir iş kazası olarak kabul ediyorum. Her zaman olacak diye bir şey yok. Bu sefer olmamış ! Yazar, bu eserini kendisinden hiç beklenmeyecek bir şekilde yüzüne gözüne bulaştırmış !

Elif Şafak’a saygı duyuyorsanız, son birkaç yıldır Muhteşem Yüzyıl dizisi vesilesi hem televizyonlarda hem gazetelerde gözümüze gözümüze sokulan olayları bir de bu kitapta okumaya razıysanız, tabi ki okuyun ! Şahsen kitabı, yazara olan saygımdan sonuna kadar okudum sadece. Yoksa yarıya gelmeden bırakırdım okumayı.

Elif Şafak, Ustam ve Ben, Doğan Kitap, Aralık 2013

 

KAYNAK : http://blog.milliyet.com.tr/muratcakmak

Etiketler:
Yorum Yazın

Yorumlar 2 yorum
  • Ben de maalesef bu yorumlara katılıyorum. Elif Şafak, hayran olduğum olağanüstü kabiliyetli dünya çapında çok büyük bir yazardır ama bütün kitaplarını bir solukta okumuşken Ustam ve Ben'i okurken çok sıkıldım gerçekten.
    / 6 Mayıs 2014, Salı - 01:49
  • Eleştirinize katılmamak mümkün değil.Elif Şafek benim de çok beğendiğim,kitaplarının çoğunu okuduğum bir yazar ,sözünü ettiğiniz kitabını bitirmek üzereyim,son derece akıcı ama bir okadar da kafa karıştırıcı,çoğu kez geri dönüp tekrar okudum bazı bölümleri .Eleştirinizi okuyana kadar kendimi suçluyordum neden unutuyorum diye ,gerçekten o kadar çok olay var ki,belki roman kahramanlarının ömrü çok uzun olduğu için yazmak zorunda hisseti kendini yazar ama Mimar Sinan 'la ilgili okuyacağımı zannettiğim bilgilerin hiçbiri yoktu ve gerçekten Cihan adlı kalfası var mıydı özel yaşamları böyle miydi,Cihan ile Mihrimah Sultan arasında aşk yaşandı mı,bunlar soru işaretleri,aradığım soruların yanıtını bulamadım ne yazıkki,
    / 14 Nisan 2014, Pazartesi - 08:53

© Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları SELENDİ MEDYA ve haber kaynaklarına aittir, lütfen haberleri izinsiz kopyalamayınız. Youtube Video İndir 45 Haber